Engelli ve iş arayan vatandaşlara müjdeli haber Bakandan geldi.. 2012 yılı Haziran ayına kadar 20 bin engelli memur alımı yapılacak.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, “Bütün engelli kadrolarının boş olduğunu biliyoruz.” dedi.
Bununla ilgili olarak Nisan ayında sınav yapacağız ve Haziran ayında bütün engelli kadrolarını doldurmak istiyoruz” dedi.Hilton Otel’de gerçekleştirilen Dünya SağlıkÖrgütü ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan “Dünya Engelliler Raporu” Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in katıldığı toplantıda tanıtıldı. Toplantıya Bakan Şahin’in yanı sıra Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Maria Cristina da hazır bulundu. Toplantıda konuşma yapan Raiser, “Engellilerin sağlık eğitim ve istihdam ihtiyaçlarını karşılamak genel bir gerekliliktir ve kalkınma konusudur” dedi.
Daha sonra Dünya Bankası’ndan Alexandra Posarac ve Dünya Sağlık Örgütü’nden Tom Shakespeare, engelliler raporunu tanıttı.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada, “Sorun analizlerini iyi yerine koyup ve doğru çözümleri yakalayabilmekti. Bugün bu salonda ülkemizin bu konudaki geldiği zihinsel dönüşümü gösteriyor. Yola çıkarken sürdürülebilir büyümeyi sağlamamız gerektiğine toplumsal huzur ve barışın sürdürülebilir büyümeden geçtiğine, sürdürülebilir büyümeyi sağlayabilmemiz için de kalkınmanın özü birey olduğunu 74 milyonun herkesin bütün kapasitesini kullanarak kalkınabilme hamlemizi ve stratejilerimizi koymamız gerektiğine inandık.
Yalnızca kalkınma modelimizin güçlü ve sağlıklı erkekler üzerine koyduğumuz bir modelin hiçbir hedefi bize ulaştıramayacağını, 74 milyon herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu, herkesin bütün kapasitesini kullandığı bir modelin bizim için gerçek bir kalkınma modeli olduğuna inandık” dedi.
Hukuki ve zihinsel devrimin çok önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Şahin, “10 yıl içerisinde gördüğümüz en büyük eksikliklerden bir tanesi engellinin topluma kazandırılması, engelsizlerdeki zihinsel dönüşümüdür. 74 milyonun bu sorunu kucaklayarak empati ile bu sorunu görmesi gerekir. Devletin bakışı en önemli başlıktır. Hukuki ve zihinsel devrim, bu konuda çok önemli. 10 yıl öncesine kadar engelli evinden çıkamıyor istihdama katılım sağlayamıyordu.
Biz hukuki temellerle birlikte eğitimde fırsat eşitliğine önem verdik. Engelliler, ‘ben sistemin içinde çalışmak istiyorum istihdamın içinde olmalıyım’ dedi. Bizde işçilerde 3 kat kamuda 4 kat alım sağladık. Ama kadroların hala boş olduğunu biliyoruz. Engellilerin eğitim sağlık ve istihdam konusunda bütün engelleri aşmak için çalışıyoruz. Sivil toplum örgütleriyle yani damdan düşenlerle bir araya gelmeliyiz” diye konuştu.
Bakan Şahin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak yardımlaşmaya 10 kat bütçe ayırdıklarını ifade ederek, “Avrupa’daki ekonomik krizde ülkeler sosyal alanda bütçeyi azaltıyor. Fakat biz bunun tam tersini savunuyoruz. Eğer bunu bütçeye azaltırsanız sorunlar daha da büyür. 2012′de yeni stratejik planımızda engellilerin artık caddeye çıkmasını sağlamak insanca yaşamak için önündeki engelleri kaldırması için her şeyi yapacağız” dedi.
Her engellinin kendi içerisinde sınava gireceğine dikkat çeken Bakan Şahin, Haziran ayında bütün engelli kadrolarını dolduracaklarını söyledi. Şahin, “Engellilerin istihdama katılmasında daha önce bedensel engelliler işitme engelliler ve daha birçok engelli aynı sınava giriyor. Aynı zaman diliminde sınavı bitirmek zorundaydı. Bu yüzden de bireysel engelli arkadaşlarımız daha hızlı sınavı yapıyordu. Biz bunu değiştirdik artık her engelli kendi içerisinde sınava girecek.
Bütün engelli kadroları boş olduğunu biliyoruz bununla ilgili olarak nisan ayında sınav yapacağız ve haziran ayında bütün engelli kadrolarını doldurmak istiyoruz. Kura çekiminde diğer eğitim kurumundan mezun olanlara da sınavla istihdam sağlayacağız. Şu anda tüm raporlara Türkiye için iyi diyorlar fakat biz en iyi olmalıyız. Türkiye engellisini kadınını görmeli, yaşlısını görmeli. Devlet insan merkezi olacak ki ileri demokrasinin yolu buradan geçsin” şeklinde konuştu.
Toplantı sonrasında basın mensuplarının “İstihdamla ilgili olarak kamuya ne kadar personel alınacak?” sorusuna Bakan Şahin, “Bu konuda çok başarılı olan belediye başkanlarımız da var. Kendi ilçesini kendi mahallesini kendi ilini bu konuda yapılandırma gayretinde olanlar da var. Biz şu anda bakanlık olarak bunu çıkardık. Daha zayıf olanların güçlenmesi için bakanlık olarak her türlü desteği veriyoruz. Artık bundan sonraki süreç de yapanla yapmayanın ayırt edildiği bir denetim sistemini de hayata geçiriyoruz. Yasanın gereğini yapmalarını uygulayıcılardan takip ediyoruz.
Zamanı çok iyi kullanmadılar çok yavaş hareket ettiler. Hiç olmazsa bu 5 ayı çok hızlı hareket ederek kullanabilirler. Şu anda 20 bine yakın boş kadro var. Hem özel de hem kamu da hepsini dolduracak bir planlama yapıyoruz. Haziran ayında da sizinle paylaşacağım” dedi.
Engelli memur alımı sınav tarihini öğrenmek için tıklayın
2012 yılında sözleşmeli personel alımı yapan üniversiteler burada.. 2012 yılında birçok üniversite kadrosuna sözleşmeli personeller alacak, sözleşmeli personel alımı yapan üniversiteleri, sözleşmeli personel alımları yapan diğer kurumlar gibi bu listenin altında sıralayacağız..
Güncellenmeye devam edecektir..
Geldiğimiz çağda ikna etmenin önemini bilmeyen yoktur. Şöyle ki çok iyi bildiğiniz bir konuda bir arkadaşınıza fikrinizi anlatıyorsunuz, söyledikleriniz onun aklına yatacak çünkü anlattığınızın doğruluğundan eminsiniz. Fakat şaşırarak görüyorsunuz ki beklediğiniz olmuyor. Arkadaşınız fikrinizi kabul etmiyor. Bu sefer siz görüşünüzü farklı açılardan, farklı örnekler vererek bir daha bir daha anlatıyorsunuz ama nafile siz ikna etmeye çalıştıkça arkadaşınız sizden uzaklaşıyor ve kendi fikrine daha fazla tutunuyor. Sizin için aşikâr olan bu konuyu bir türlü anlamıyor. Hayal kırıklığı yaşıyor, sinirleniyorsunuz.
Nasıl oluyor da kendinizi anlatmakta bu kadar zorluk çekiyorsunuz?
Bu durum size tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evetse bilin ki yalnız değilsiniz. Hemen her gün, herkes bu sorunu yaşıyor.
Peki, bir konuda fikrinizi anlattığınızda; karşınızdakinin sizi kolayca anlamasını, ikna olmasını hatta verdiğiniz bu fikri kendisi bulmuş gibi sahiplenmesini ister miydiniz? Böyle bir güce sahip olsaydınız hayat daha kolay olur muydu?
Böyle bir güce sahip olmanın bir yolu var. Belki de sadece tek bir yolu var: Öykü anlatmak.
İkna etmek için öykülerden daha etkili bir yol yok. Bu, özel ilişkilerimizde de, iş hayatımızda da, siyasette de geçerli. Birisini ikna etmek istiyorsanız onu mantıkla ikna etmek çok zor, çok uzun ve çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanan bir yol.
Peki, herkes öykü anlatmayı öğrenebilir mi? Bu bir yetenek işi değil midir? Bu yetenek sahne sanatçılarının sahip olduğu, sıradan insanların isteseler de yapmayacakları bir iş değil midir?
Herkes ama herkes öykü anlatabilir. Konuşabilen herkes öykü anlatma becerisini geliştirebilir. Öykü anlatmanın bazı kuralları var, bunları öğrendikten ve yeterince emek verdikten sonra herkesin kendi fikrini anlatabilme ve karşısındakini ikna etme gücü artar.
Öykü anlatarak ikna etmek, özel ilişkilerimizde kullanabileceğimiz bir yol olduğu kadar bir şirketi yöneten liderin de vazgeçilmez silahıdır. Öykü anlatmasını bilen lider, çalışanlarına kendi düşüncelerini kolaylıkla aktarabilir. Onların zihinlerindeki direnci kırarak, şirket vizyonu doğrultusunda güç birliği yapmalarını sağlayabilir.
1.Öykü anlatmak sadece hoşça vakit geçirmek için yapılan bir uğraş değildir. Liderlerin hayallerini amaçlara, amaçlarını sonuçlara dönüştürmek için kullandıkları bir yöntemdir.
IBM’nin eski CEO’su, Louis Gerstner, yaptığı işi”‘fillere dans etmeyi öğretmek” olarak tarif etmişti. Gerstner IBM’de, gerçekten çok önemli bir dönüşümü gerçekleştirmiş bir liderdi. Ama aynı zamanda verdiği mesajlarla tüm iş dünyasını etkilemiş iyi bir öykü anlatıcısıydı. En ciddi konuları bile her zaman sade ve neşeli bir dille ama aynı zamanda heyecanla anlatırdı.
Steve Jobs da sadece çok tutkulu bir lider değil, aynı zamanda doğal bir öykü anlatıcısıdır. Apple’ın başarısının arkasında, Jobs’un bütün çalışanlara verdiği ilham vardır, sistemin tamamına farklı düşünmeyi (Think Different) öykülerle anlatmıştır.
2.Öykü anlatmak gerçeklikten kopmak, “hikâye uydurmak” değildir. Öykü, her şeyden önce gerçek olmalıdır. Aslında her liderin, her şirketin ve her insanın mutlaka bir öyküsü vardır.
Bir şirketin duvarlarının arasında sayısız öykü dolaşır. O şirkette oluşmuş öyküler; iyi anlatıldığında, kurum değerlerini en iyi ifade eden ve aynı zamanda kurumsal iklimi yaratan unsurlardır. Şirketin felsefesini en iyi anlatan, o şirkette yaşanmış öykülerdir.
3. Öykü anlatmak ancak ve ancak içten olunarak yapılacak bir şeydir. Öykü anlatanın kendini olduğu gibi ortaya koyması; korkularını, endişelerini, zayıflıklarını dinleyenlerle paylaşması yani gönlünü açması gerekir. Hepimiz bize kalbini açana kalbimizi açarız. Öykü anlatmanın en önemli gücü de burada saklıdır. Öyküler bizi birbirimize bağlar. Biz ancak duygusal bir motivasyon bulduğumuz zaman ilham alır, harekete geçeriz.
Öykü anlatanın ses tonu ve vücut dili, anlattığı içerikle bir bütünlük içinde olmalıdır. Hiç kimse başkasını oynayarak insanları etkileme gücüne sahip değildir.
Öykü anlatmak, anlatacağınız konunun “çok önemli” olduğunu vurgulamakla yapılmaz. Aksine böyle yapmak öykünün inandırıcılığını ve değerini yok eder. Ama anlattığınızı önemseyerek, coşkuyla, tutkulu anlatmak vermek istediğiniz mesajın önemini dinleyicilere geçirir.
4. Öykü anlatmak dinleyenle gizli bir kontrattır. Anlattığınız şey karşılığında dinleyen, kendi değerli zamanını verir. Anlattığınız öyküde dinleyeni aptal yerine koymayan onun gerçekten ihtiyaç duyduğu bilgiyi sağlayan bir içerik olması gerekir.
Dinleyicinin bilmek istedikleri vardır. Bu ihtiyaçlarla hitap eden bir içerik ve bu içeriğe uygun bir biçim, anlatanla dinleyeni aynı dalga boyuna getirir. Aynı dalga boyunda olmak, üstten bakmamak demektir. Öykü anlatıldığı andan itibaren anlatanın değil herkesin paylaştığı bir öyküdür. Sahibi hem anlatandır hem dinleyen.
5. Farklı amaçlar için farklı öykü türleri kullanılmalıdır. Örneğin bir değişimi başlatacak öykünün tonu ve teması, kurumsal değerleri paylaşmak için anlatılacak öyküden farklıdır. Hatta aynı öykü bile değişen ortamlarda tıpatıp aynı şekilde anlatılmaz çünkü her öykünün anlatıldığı ortam yani bağlam farklıdır. Ortama göre öyküyü uyarlamak gerekir.
6. Liderlerin de herkes gibi bir yaşam öyküsü vardır. Bir kişiyle veya bir toplulukla ilk bağı kurmak için, herkes gibi liderin de önce kendi öyküsünü anlatması gerekir. Bu dinleyenle bağ kurmak için bir ön koşuldur.
Bunun dışındaki bütün durumlarda, anlatanın kendini değil öyküyü ön plana çıkarması gerekir. İyi bir öykü anlatıcısı, öykünün anlamını ortaya çıkarmak için anlatır. Değişim öyküleri bunlara en iyi örnektir: Martin Luther King insanları, “kurduğu düş” ile harekete geçirmiştir, kendini anlatarak değil. Son seçimlerde Obama da, Amerikan halkına aynı yöntemle seslenmiş, başarılı olmuştur.
7. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, öyküyü coşkuyla, tutkuyla ve samimi bir şekilde anlatmak aslında iyi hazırlanmış olmakla mümkündür. Ancak çok prova yapmış bir anlatıcı, ses tonunu ve vücut dilini doğal kullanma becerisine kavuşabilir. İyi öykü anlatmak için emek vermek gerekir. Ne kadar çok öykü anlatırsanız diliniz o kadar çözülür. Zaman içinde tarzınız oturur ve doğallığınız artar. Performansınız sizi bile şaşırtabilir.
8. Öykü anlatmadaki amacımız duygusal bağ kurmak ve insanlarla yakınlaşmaktır. Öykü anlatırken gizliden gizliye tehdit etmek, ya da “haddini bildirmek” öykünün doğasına terstir. Bu sebeple anlatacağınız öyküler, korku kültürü yaratmayan öyküler olmalıdır.
Öyküler yoluyla insanları suçlu hissettirmek ve olumsuz bir havayla öyküyü sonlandırmak da yakışık almaz. Bu sebeple öykü, nasıl olursa olsun mutlu sonla bitmelidir. Yaşanan tüm olumsuzluklar, öykünün sonunda bir iyiliği getirmelidir. Aksi takdirde öykünün olumlu etkisi ve harekete geçirici gücü zayıflar. Pandora’nın kutusunda bile dünyaya bütün kötülükler yayıldıktan sonra kutunun içinde umudun kaldığını unutmamak gerekir.
9. Öykülerin tümünde ortak olan bir yapı vardır. Joseph Campbell buna “Kahramanın yolculuğu” der. Her öykü, bir kahramanın başından geçen olaylar etrafında kurulur. Bu akışa göre kahramanın dengesi, her şey yolunda giderken, hiç beklemediği bir anda bozulur. Bu kahramana yapılmış bir “çağrıdır”. Kahraman bir serüvene çıkmak zorunda kalır çünkü içindeki ve dışındaki güçler bir çatışma içindedir.
Bu yolculuk sırasında kahramanımız zorluklarla karşılaşır, çelişkilere düşer, savaşır… Bu yolda karşısına çelme takanlar da çıkar, kutsal armağanlar veren akıl hocaları da. En sonunda “eve dönüş” başlar. Kahraman girdiği çatışmadan olgunlaşarak döner. Kahraman geçirdiği dönüşümle, gerek içsel gerekse sosyal olarak yeni bir insan olur.
Kahramanın Yolculuğu bütün romanların ve bütün sinema filmlerinin temel yapısını oluşturur hatta hepimiz kendi hayatımızla ilgili öyküleri anlatırken farkında olmadan bu yolu izleriz.
Pretty Woman filminde kahramanın (Richard Gere) karşısına hiç beklemediği bir anda bir sokak kadını (Julia Roberts) çıkar. Bu kadının – kendisinden beklenmeyen- şahsiyeti ve güzelliği, kahramanın ezberini bozar ve yolculuk başlar. Kahraman, serüvenin sonunda olgunlaşır ve bambaşka bir insan olur.
İş hayatında öykü anlatmak, yukarıda kısaca değindiğim klasik öykü kalıbının dışında da olabilir. Bu öykü anlatma biçimine Stephen Denning, “minimalist” öykü kalıbı ismini veriyor. Ben Denning’in kitaplarını okudum ve ikna oldum. Gerçekten de iş hayatında insanlara ilham vermek ve değişimi başlatmak için minimalist öyküler yararlı olabiliyor. Zaten iş hayatı için, çoğu kez ihtiyaç duyulan ve kullanılabilecek öyküler tam anlamıyla klasik öykü kalıbına uymuyor. Ama şaşırtıcı bir şekilde bu öyküler de insanları ikna etmeye, ateşlemeye yetiyor. Başkalarının yaşadığı ve size ilham verecek gerçek öyküler, iş hayatında çok faydalı olabiliyor.
10. Siz de yapabilirsiniz
Daha iyi bir gelecek için, mevcut davranış kalıplarını ve alışkanlıkları değiştirmek gerekiyor. Bunun için önce fikirleri değiştirmek lazım. Siz de ister bir şirketi yöneten bir lider olun, ister kendi fikrinizi anlatmak isteyen sıradan bir insan; umudu ve değişimi dile getirdiğinizde, iyi anlaşılmak ve dinleyen üzerinde kalıcı etki yaratmak istiyorsanız fikrinizi öykü(ler) kullanarak anlatın. Severek ve hissederek anlatılan yani iyi anlatılan bir öyküden daha etkili bir ikna aracı yoktur.
Öykü anlatmayı kimseden öğrenmenize gerek yok. Zaten biliyorsunuz. Siz de herkes gibi öykülerle büyüdünüz. Bence, hemen şimdi öykü anlatmaya başlayabilirsiniz. Yapmanız gereken anlatmak istediğiniz fikre uygun, yaşanmış ve gerçek bir olay (öykü) bulmak. Bunu en iyi en güzel şekilde anlatmak için plan yapmak. Sonra defalarca prova yapmak ve öyküyü içselleştirmek yani anlatım doğallığına erişmek. Artık repertuarınızdaki bu öyküyü her seferinde daha iyi anlattığınızı görecek ve giderek bu işin ustası olacaksınız.
İyi bir öykü, iyi anlatıldığında sizi şaşırtacak kadar güçlüdür. Öyküyü anlattığınızda önce bırakın öykü dinleyende istediğiniz etkiyi gerçekleştirsin sonra siz gerekli kanıtları ve açıklamaları sunarak, görüşünüzü daha da sağlamlaştırabilirsiniz. Çünkü artık sıra mantığa gelmiştir. Yazan : Temel Aksoy
2012 alım haberleri gelmeye devam ediyor. Son olarak dev marketler zinciri CarrefourSA alım yapacağını duyurdu. 2012 yılı içerisinde yeni personel alımı yapacak olan carrefour iş başvurusu yapmayı ihmal etmeyin. Carrefour insan kaynakları hakkında daha fazla bilgi ve iş başvuru sayfası burada…

Carrefour çalışanları, perakende düşünce yapısına sahip olmaları, girişimci ruhları ve uyum sağlayabilme yetenekleri gözönünde bulundurularak işe alınırlar. Çalışanlarımız sürekli kişisel gelişime olanak sağlayan, sorumluluk almayı ve inisiyatif kullanmayı gerektiren çok çeşitli görevleri yerine getirirler.
Carrefour’da, günlük yaşantımızda olduğu gibi işimizdeki profesyonelliğimizin de gelişmesi, şirket değerlerimizin paylaşılması ve benimsenmesi, Carrefour kültürünün zenginleştirilmesi ve yaygınlaşmasını sağlamak için, kişisel gelişim ve eğitim vazgeçilmezdir.
Carrefour iş ilanlarına ulaşmak için tıklayın
Türk Hava Yolları (THY) 2012 yılı içerisinde Kaptan Pilot ve 2. Pilot adaylarının başvurularını bekliyor.. THY pilot alımı ilanı yayınlandı. THY pilot alımı, alınacak pilotlarda aranan şartlar, başvuru koşulları ve daha fazlası haberin detayında..
Adaylarında Aranan Şartlar
Genel Özellikler
T.C. Vatandaşı olmak
İlan tarihi itibariyle 30 yaşını doldurmuş 60 yaşından gün almamış olmak
Lisans eğitimini tamamlamış olmak (Yurtdışında lisans eğitimini tamamlamış adayların denklik belgesi ibraz etmeleri zorunludur.)
SHGM (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü)’den uçuş kusuru veya disiplinsizlik nedeniyle herhangi bir yazılı ceza almamış olmak
Adli Sicil ve Arşiv Kaydı bulunmamak
Askerlik hizmetini tamamlamış olmak
Ortaklığın göstereceği yeri base olarak kabul edip orada ikamet etmek
Teknik Özellikler
Halihazırda A320 veya A310 uçak tipinde kaptan olarak geçerli lisansa sahip olmak
Toplam uçuş süresi en az 6.000 saat olmak
Airline uçuşları II.Pilot ve Kaptan olarak en az 3.000 saat olmak (Bu süre azami kalkış ağırlığı 27.000 kg.’ ın üzerinde olan uçaklarda olmalıdır.)
A320 veya A310 uçak tipinde en az 1.000 saat kaptanlık tecrübesine sahip olmak
Son 1 yıl içinde uçuşlarına 6 aydan fazla ara vermemiş olmak
Müracaat tarihinden itibaren katılacağı her türlü sınav, simülatör ve mülakatta başarılı olmak
Sağlık Şartları
Sağlık şartları Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın (ICAO) Annex-1’ deki ve JAR FCL-3’ deki Havayolu Nakliye Pilotu şartlarına uygun olmak (Adaylar bu şartı sağladıklarını belgeleyen raporu, ilgili hastanelerden kendi imkanları ile temin edeceklerdir.)
Yabancı Dil (İngilizce) Şartları
En az ICAO Level 4 İngilizce seviyesine sahip olmak ve aşağıdaki sınav türlerine göre belirtilen seviye veya üzerinde puan almış olmak.
KPDS :75
TOEFL (IBT) :70
TOEIC (2’li) :641
IELTS :6
Başvuru Şekli ve İzlenecek Yol
Yukarıdaki şartları taşıyan adayların, ilana internet üzerinden başvurmaları gerekmektedir. İnternet başvurusu dışında herhangi bir şekilde başvuru kabul edilmeyecektir
Adaylar, aşağıdaki linkte yer alan başvuru formunu eksiksiz olarak tamamlayıp onayladıktan sonra THY A.O. tarafından süreçlere dahil edilmek üzere davet edilecektir.
BAŞVURU FORMU için lütfen tıklayınız…
THY A.O. II.Pilot (B737 – B777 – A320 – A330 – A340) Arıyor
II. Pilot (F/O) Adaylarında Aranan Şartlar
Genel Özellikler
T.C. Vatandaşı olmak
İlan tarihi itibariyle 21 yaşını doldurmuş 50 yaşından gün almamış olmak
Lisans eğitimini tamamlamış olmak (yurtdışında lisans eğitimini tamamlamış adayların denklik belgesi ibraz etmeleri zorunludur)
SHGM (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü)’den uçuş kusuru veya disiplinsizlik nedeniyle herhangi bir yazılı ceza almamış olmak
Adli Sicil ve Arşiv Kaydı bulunmamak
Askerlik hizmetini tamamlamış olmak veya en az 2 yıl tecilli olmak
Ortaklığın göstereceği yeri base olarak kabul edip orada ikamet etmek
Teknik Özellikler
Geçerli Frozen ATPL sahibi olmak
Ortaklık filosundaki uçak tiplerinde Type Rating eğitimi alarak (Simülatör eğitimi hariç) en az 1.000 saat ve üzerinde uçmuş olmak
Son 1 yıl içinde uçuşlarına 6 aydan fazla ara vermemiş olmak
Müracaat tarihinden itibaren katılacağı her türlü sınav, simülatör ve mülakatta başarılı olmak
Sağlık Şartları
Sağlık şartları Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın (ICAO) Annex-1’deki ve JAR FCL-3’deki Ticari Havayolu Pilotu şartlarına uygun olmak (Adaylar bu şartı sağladıklarını belgeleyen raporu, ilgili hastanelerden kendi imkanları ile temin edeceklerdir.)
Yabancı Dil (İngilizce) Şartları
En az ICAO Level 4 İngilizce seviyesine sahip olmak ve aşağıdaki sınav türlerine göre belirtilen seviye veya üzerinde puan almış olmak
KPDS :75
TOEFL (IBT) :70
TOEIC ( 2’li) :641
IELTS :6
Başvuru Şekli ve İzlenecek Yol
Yukarıdaki şartları taşıyan adayların, ilana internet üzerinden başvurmaları gerekmektedir. İnternet başvurusu dışında herhangi bir şekilde başvuru kabul edilmeyecektir.
Adaylar, aşağıdaki linkte yer alan başvuru formunu eksiksiz olarak tamamlayıp onayladıktan sonra THY A.O. tarafından süreçlere dahil edilmek üzere davet edilecektir.
THY Pilot alımı iş başvuru formu için tıklayın